6 Mart 2008 Perşembe

seni sevmek deli gibi yürek ister

Aziz Yıldırım göreve geldiğinde Fenerbahçe'nin rotasını çizdi.
Türkiye'nin en büyüğü artık dünya kulubü olmalıydı,Avrupa'da sürekli başarılar elde etmeli yedi düvele Fenerbahçe adını ezberletmeliydi.
bunun için ekonomik büyüklük şarttı
Avrupa takımlarının 300-400 milyonluk bütçelerine 10-20 milyonla karşı koymak hayalcilik olurdu.
Aziz Yıldırım ve inananları önce bu amaçla koyuldular yola
bu sancılı bir dönemdi çünkü takım kabuk değiştiriyordu
geçen cefakar yılların tek getirisi ekonomik olarak güçlenmiş,kurumsallaşmış bir Fenerbahçe idi
bunu artık sportif başarılar takip etmeliydi
Daum ile elde edilen 2 şampiyonluk ve elimizden alınan(ben demiyorum Hüsnü Hayali diyor) şampiyonluğun ardından 100. yıl sancılı başlıyordu
Dünyanın futbol efsanelerinden Zico teknik direktörlüğe getirildiği andan itibaren kelle avcıları fırsat yoklamaya başladılar.
Ayağı top görmemiş isimlerin Zico'yu eleştirmesinin gazına taraftarlar da geliyor ve tepkiler yönetime doğrultularak "yönetim bu takım senin eserin" deniliyordu.
sancılı 100. yılda evimizdeki hemen hemen her maçta mutlaka en az bir oyuncumuz yuhalanır haldeydi
Hoca olmayan Zico'nun takımı 100. yılda tüm bu "dahili düşmanlara" rağmen sezonu şampiyon noktalıyordu.
ama hala Zico'dan memnun olmuyorlardı
mutlaka gönderilmeliydi
yönetim bu tatavaya gelmedi ve 101. yılında Zico'yu takımın başında tutuyordu.
bu bilgisiz Zico ile geçen sene UEFA Kupasında çeyrek final kapısından dönen takım, bir çok "işe yaramaz"(!) oyuncusuyla Şampiyonlar Liginin şampiyonlardan oluşan tek grubunda; Türk futbol tarihinde bir rekora imza atarak 11 puanla bir üst tura kalıyordu
rakip Sevilla idi
hani şu son iki senenin Uefa Şampiyonu olan
hani şu oynadığı futbolla parmak ısırtan
hani şu Uefa tarafından yılın en iyisi seçilen takım
kuralar belirlenince onlar yine sahne aldı
dediler ki yıldızları çok,dediler ki imkansız,dediler ki Fener fark yemese bari

dediler de dediler
boş sözleri duymazlıktan gelip kulaklarımızı İspanya'dan gelecek sevinç haberlerine hazırlıyorduk
maç başladı Volkan'ın yediği iki abuk golle 10. dakikada 2-0 yenik duruma düştük
içimizdeki ulemalar bayram ediyorlardı sanırım bu anlarda
öyle ya onlar haklı çıkacaklardı
ama çubuklu formasını sırtına geçiren futbolcularımız inanıyorlardı
sağlı sollu ataklarımız başladı
20. dakikada Deivid'in golü geldi
Kanarya yüklenmeye devam ederken kalemizde şok bir gol gördük
dinlemedik dinlenmedik ve yüklenmeye devam ettik
olmadı
ilk yarı böyle bitti
inanmıştık ama galibiyete
beklemeye koyulduk zafer haberini
saldırdıkça saldırdı çubuklular
ve 80. dakikada Deivid bir kere daha sahneye çıkıp maçı uzatmalara götürdü
uzatmalarda gol pozisyonlarına giren yine bizdik ama olmuyordu
maçın penaltılara götüren düdük çalındığında heyecandan kalplerimiz duracaktı
her penaltı kalp atışlarımızı hızlandırıyor ömrümüzden ömür gidiyordu
bu heyecana kalp dayanmazdı
ama ilahi adalet yılardır cefa çeken Fenerbahçelilerin gülmesini doyasıya eğlenmesini istiyordu
durmadı kalplerimiz daha da coştu
İspanya'da futbolcularımızla beraber atan kalpler bitiş düdüğüyle vücutlarımıza geri geldiler ve aktık zaferi kutlamaya
ne mutlu bizlere bugünleri de gördük
şükürler olsun
şimdi 14 Martta belirlenecek rakibimizi bekliyoruz

1 Yorum:

NYG dedi ki...

"ama ilahi adalet yılardır cefa çeken Fenerbahçelilerin gülmesini doyasıya eğlenmesini istiyordu" belki de özetidir yaşananların bu cümle